30 Nisan 2013 Salı

Real Madrid - Dortmund 2-0 Geniş Maç Özeti

2-0 biten Real Madrid - Dortmund maçının geniş özeti sizlerle! Real Madrid - Dortmund 2-0 maçının geniş özetini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Real Madrid - Dortmund (2-0) Maç Özeti!

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

Evangelion'un mangası 18 yıldan sonra sona eriyor

Gelmiş geçmiş en önemli animasyonlardan birisi olan Neon Genesis Evangelion'un mangası 18 yıldan sonra bitiyor.

Yoshiyuki Sadamoto'nun oldukça yavaş ilerleyen mangası, Haziran ayına kadar son iki bölüm daha çıkacak ve sonra bitecek.

Bir yandan Rebuild of Evangelion'un da Japonya'da son filmi bekleniyor. Yavaş yavaş Evangelion gerçekten bitiyor sanırım.


29 Nisan 2013 Pazartesi

Ev yapımı Iron Man (Video)

Vizyona girmesi beklenen aksiyon ve bilimkurgu filmi Iron Man 3, 3 Mayıs tarihinde geliyor. Robert Downey Jr., Gwyneth Paltrow ve Don Cheadle gibi isimlerin başrolde yer aldığı film, milyarder iş adamı ve mucit Tony Stark'ın; bu sefer gücü ondan çok daha fazla, hatta sınırsız bir düşmanla karşı karşıya kalmasını konu alıyor.

Bugüne kadar birçok görsel ve video yayımlandığını biliyorsunuz. Ancak hiçbirimiz birazdan izleyeceğimiz gibi bir Iron Man 3 fragmanı izlememişsinizdir. Dustin McLean isimli çılgın bir Iron Man sever hatta ev yapımı filmleriyle ünlü olan kullanıcı, üçüncü film için inanılmaz bir kurgu hazırlamış. İşte ev yapımı Iron Man 3. İyi seyirler.



Bulutların Özellikleri ve Bulut Çeşitleri


Bulut, su damlacıkları, buz kristalleri ya da bunların karışımından oluşan, toprağa değ­meyen, gözle görülür kütle. Toprak düzeyinde ya da yakınlarında bulunan ince bulut katmanına ise sis denir.

Bulutlar, göreli olarak nemli olan havanın yükselmesiyle oluşur. Hava kütlesi yükselir­ken, üst düzeylerde egemen olan daha alçak basınçlar, bu kütlenin genişlemesine yol açar. Genişleme sırasında hava, sıcaklık çiylenme noktasının altına düşene kadar, çevresini saran havayla arasında ısı alışverişi olmaksızın (adyabatik süreç halinde) soğur ve sonuçta aşırı doymuş bir duruma gelir. O zaman, içerdiği fazla su buharı, yoğunlaşma çekirdeği denen, mikroskopik toz ve du­man taneciklerinin üstünde yoğunlaşır. Bu süreç hızla 0,01 mm’lik damlacıkların oluş­masına yol açar. Genellikle yoğunluğu santi­metre küp başına birkaç yüze varan bu damlacıklar, yağışsız bir su bulutu oluştu­rurlar. Bulutlar çoğunlukla, su damlacıkları ile buz kristallerinden oluşurlar; kristaller bulutun daha soğuk olan üst bölgelerinde egemendir.

Bulutlar yukarı doğru hareket eden hava akımlarının etkisiyle oluştuklarından ve varlıklarını sürdürdüklerinden, su damlacıklarının bu hava akıntılarının kaldırıcı etkisinden kurtularak Yer’e çisenti ya da yağmur biçiminde düşmeleri için çaplarının yeterli bir büyüklüğe ulaşması gerekir. Tek başına yoğunlaşma, damlacıkları çisenti oluşturacak bir boyuta bile getiremez. Çi­senti parçacıkları ve yağmur damlaları ya bulut damlacıklarının birleşmesiyle ya da buz kristallerinin bulutun daha sıcak bölge­lerine inerek erimeleri yoluyla oluşur.
Meteoroloji uzmanları bulutlan, öncelikle görünümlerine göre sınıflandırırlar. On ana bulut ailesi, bulundukları yüksekliklere göre, üç gruba ayrılır. 5-13 km arasındaki yüksekliklerde bulunan yüksek bulutlar, en yüksektekinden en alçakta olanına doğru sırasıyla sirrus, sirrokümülüs ve sirrostratustur. 2-7 km arasında bulunan orta bulut­lar altokümülüs, altostratus ve nimbostratustur. 0-2 km arasında bulunan alçak bulutlar ise stratokümülüs, stratus (katman bulut), kümülüs (kümebulut) ve kümülonimbustur.

Bulutlar, oluşmalarına yol açan hava hare­ketlerine göre de sınıflandırılabilirler. Bu sınıflandırma yönteminde dört ana tür var­dır: Havanın yaygın olarak düzgün bir biçimde yükselmesiyle oluşan katmanlı bu­lutlar; yaygın ve düzensiz çalkantıların ya da burgaçlı (türbülanslı) akışların oluştur­duğu katmanlı bulutlar; derine işleyen konveksiyon akımları sonucu oluşan küme bi­çimli bulutlar; havanın tepeler ve dağların üstüne yükselmesiyle oluşan orografik bu­lutlar (dağ bulutları).

Önemli ölçüdeki yağışlar, genellikle yal­nızca altostratus, nimbostratus ve kümülonimbus bulutlarından gelir. Gün boyu ya da daha uzun süren sürekli yağışları genellikle altostratus ya da nimbostratus türleri üretir. Çoğu durumlarda, kümülonimbus bulutla­ra, sık sık fırtına ya da tornado (kasırga) ile birlikte, sağanak, kar ya da dolu eşlik eder. Yalnızca buz kristallerinden oluşan yüksek bulutlar (sirrus, sirrostratus ve sirrokümü­lüs) kar oluşturabilirler, ama eğer alçaklar­da başka bulutlar yoksa, bu kar genelde toprağa ulaşamadan buharlaşırlar. Alt dü­zeylerde su damlalarından oluşan kalın bulutlar varsa, o zaman, yukarıdan inen kar taneleri daha ağırlaşır ve sıcaklık durumuna göre toprağa kar ya da yağmur biçiminde ulaşabilir. Stratus bulutlan çisenti oluştu­rur, kümülüs türü ise, özellikle tropik bölgelerde, sağanak yağışlara yol açar.

Bulutların izlenmesi hava tahminlerinde büyük öneme sahiptir. Örneğin gökyüzü, giderek kalınlaşıp altostratus bulutlarına doğru inen sinüs ve sirrostratus bulutlarıyla kaplı ise, ılıman enlemlerde yaklaşan bir sıcak cepheden, tropik bölgelerde ise hari­kandan kaynaklanan bir yağış çok yakın demektir. Nemli havada, güneş bulutların arasından parıldıyor olsa bile, kümülüs bulut­larının hızla kümülonimbusa dönüşmesi etkin fırtınaların yaklaştığını gösterir. Gö­ğün bulutlu olması günlük sıcaklık değişim­lerinin daha az olması sonucunu doğrurur. Akşam gökyüzü alçak bulutlarla kaplıysa, bu bulutlar bir örtü görevi yaparak gecele­yin sıcaklığın fazla düşmesini önlerler. Öte yandan akşam göğün açık olması hızlı soğumaya yol açar ve ertesi sabah çiy, kırağı hatta sis oluşmasına neden olur.

28 Nisan 2013 Pazar

Kamu Yönetimi Nedir

Kamu yönetimi, yönetimlerin politika ve programlarını uygulamaya yönelik etkinlik­lerdir. Bazı durumlarda bu etkinlikleri yerine getiren örgütü belirtmek için de kullanılır. Çağdaş kamu yönetimi, hükümet program­larının belirlenmesinde de bazı sorumluluklar taşımakla birlikte, temelde yönetsel uygulamaların planlanması, örgütlenmesi, yönlendirilmesi, eşgüdümü ve denetimi iş­levlerini kapsar.

Kamu yönetimi, bütün sistemlerde var olan ortak bir etkinlik alanıdır, çünkü bütün ülkelerin, politikalarını uygulayacak bir mekanizmaya gereksinmeleri vardır. Kamu yönetimi merkez ve taşra örgütlerinin (fe­deral sistemlerde aynı zamanda bölge ve eyaletlerin) sorumluluğundadır. Çağdaş ka­mu yönetimi Avrupa’da feodal düzenin yerini ulusal devletlere bırakmasıyla birlikte ortaya çıkmış bir kurumdur. Bu süreçte siyasal iktidarın merkezîleşmesi, ülke düze­yinde etkinlik gösteren uzmanlaşmış bir kamu yöneticileri topluluğunun oluşturul­masını zorunlu kıldı. Zamanla kara Avru­pa’sı, İngiliz, Amerikan ve Sovyet olmak üzere dört tür kamu yönetim sistemi ortaya çıktı.

Kara Avrupa’sı sisteminin özelliği, hükü­metteki değişmelere karşın idarede sürekli­lik ve istikrarın korunmasını sağlayan ve yetkilerini yalnız yasadan alan bir bürokra­sinin varlığıdır, ingiliz sistemi, bakanlara siyasal önerilerde bulunan, çok yönlü eği­tim görmüş seçkin bürokratlarla ayırt edilir. Amerikan sistemi eşitlikçilik, yönetim kurumlannda siyasal atamalardan kaynakla­nan istikrarsızlık ve bürokratların üst dü­zeyde uzmanlaşmış olması gibi özellikler taşır. Sovyet sisteminin ayırt edici özelliği devlet gücünün fazlasıyla yoğunlaşmış ve merkezileşmiş olması, tek parti denetiminin bütün yönetim birimlerini içine alması ve teknokrat bürokratların sayısının giderek artmasıdır.

Kamu yönetimini iyileştirmeye yönelik çabalar her sistemde değişik biçimler altın­da yürütülmektedir. 20. yüzyılda en önemli kamu yönetimi hedeflerinden biri, yönetim süreçlerine daha iyi bir işlerlik kazandırma­yı amaçlayan bürokrasi reformudur. Örne­ğin, Amerikan sisteminde siyasal kayırma yerine yeterlilik esasına göre işe alınan bürokratlar önemli ölçüde artmış, İngiliz sisteminde adayları daha geniş bir kesimden sağlama yönünde çabalar gösterilmiştir. Ka­mu yönetimlerini iyileştirmeye yönelik öbür hedefler aşırı harcamaları kısmak, verimlili­ği artırmak ve örgütlenme yapısını geliştir­mektir. Planlama, kaynak dağılımı, yasama ile yürütme arasındaki ilişkiler ve daha gelişmiş bir sorumluluk mekanizması açısın­dan bütçeyi etkili bir araç haline getirme çabaları da hedeflerden birini oluşturur.

Kampçılık Nedir

Kampçılık, genellikle çadırda konaklaya­rak yapılan, eğlence ve spor amaçlı açık hava etkinliğidir. Kimi zaman çadır yeri­ne, bu amaç için özel olarak hazırlanmış karavan gibi araçlar da kullanılabilir. Gözü- pek kişilerin bir tür doğaya dönme uğraşı olarak gelişen kampçılık, artık ailelerin de ilgi gösterdiği bir tatil biçimine dönüş­müştür.

Dinlenme amaçlı modern kampçılığın ku­rucusu, Cycle and Camp (1898; Bisiklet ve Kamp) ile Campers Handbook (1908; Kampçıların Elkitabı) adlı kitapların yazarı Thomas Hiram Holding’dir. Holding 1901′de ilk kampçılık kulübü olan Bisiklet Kampçıları Derneği’ni kurdu. Güney Kutbu kâşifi Kaptan Robert Falçon Scott ise 1909′da Büyük Britanya ve İrlanda Kamp­çılık Kulübü’nün ilk başkanı oldu. 1932′de başlatılan girişimlerle Uluslararası Kampçılık ve Karavancılık Federasyonu (FICC) kurulduktan sonra 1933′te ilk ulus­lararası kamp ve kongre düzenlendi. Bu tarihten sonra her yıl (II. Dünya Savaşı yılları dışında) düzenlenen bu toplantı, günümüzde Uluslararası Toplantı adıyla bilinmektedir.

Buluşsal Yöntem

Buluşsal yöntem, bulgusal yöntem ya da hörİstİk olarak da bilinir, bir problemin çözümü aranırken, başlangıçta probleme varsayımsal bir çözüm öngörüp, arama işleminde bundan yönlendirici olarak yarar­lanma esasına dayalı problem çözme yöntemidir. Böyle bir yöntem şu adımları içerir:
1) Bulunacağı umulan sonuç üzerine önce­den bir kabul oluşturmak,
2) bulguların (durumların) aranması, seçilmesi ya da yorumlanması sürecinde bu kabulü kılavuz olarak kullanmak,
3) yeni bulguların ortaya çıkarılması ya da yorumlanması süreci iler­ledikçe, başlangıçta yapılan kabulü sürekli biçimde yenilemek ve düzeltmek.

İnsanın yaratıcı düşünme sürecinde önemli bir rol oynadığı kabul edilen buluşsal yön­tem, bu süreçlerin bilgisayarlarla benzetiminde de vazgeçilmez önemdedir. Pek çok sayıda olası durumun sınanması gereken bu tür benzetimlerde, arama süreci, sonuca ulaştırması daha olası durumların daha önce ele alınması biçiminde düzenlenir. Uygun bir süre içinde ve rastgele arama yöntemine göre daha hızlı bir biçimde sonuca ulaşılma­sını sağlayan teknikler arasında, çözüm sürecinde sırayla ulaşılmak üzere ardışık alt amaçlar belirlenmesi ve son amaçtan (örn. kanıtlanacak bir teorem ya da bir satranç hamlesi) geriye doğru yürünmesi gibi tek­nikler sayılabilir.

27 Nisan 2013 Cumartesi

GTA V'ten yeni bilgiler haftaya!

GTA V'i kim görse "beklentileri karşılıyor" diyor, biz de beklentilerimizi iyice yükseltiyoruz. Bu sefer de videogamer sitesi haftaya GTA V hakkında taze bilgiler paylaşacağını duyurdu. Muhtemelen onlarla beraber Rockstar da resmi olarak yeni bilgileri paylaşacaktır. Fragmanları da hesaba katarsak bence devleti gelecek haftayı resmi GTA V haftası olarak ilan etmesi için darlamanın vakti gelmiş gözüküyor.


Dragon Age 3 videosu E3'te gelecek

Dragon Age 3'ten ne zaman bilgi alacağımızı uzun süredir bekliyorduk. Tahminlerimiz E3 yönündeydi, yanılmadık: video editörü Chase Boyajian biri "Dragon Age serisiyle ilgili" dört tane videoyu E3'e yetiştirmeye çalıştığını açıkladı. Bildiğiniz gibi Dragon Age 3 Frostbite 3 motorunu kullanacak. Neye benzeyeceğini deli gibi merak ediyoruz.

Bunama Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi



Bunama, zihin gücünün zamanla azalması ya da yitirilmesi. Bunama, bir hastalık ya da hastalık grubu olmaktan çok, çeşitli hastalık ve bozukluklarda ortaya çıkabilen bir tablo­dur. Bu tablonun başlıca belirtileri, bellek, yargılama, soyut düşünme gibi zihinsel işlevlerin bozulmasıdır; aynca kişilik özellik­lerinde, davranışlarda ve toplumsal ilişki­lerde de değişiklikler görülür. İlerlemiş bir bunamada beyin hacmi küçülür, beyin boş­lukları genişler.

Bunamanın ilk belirtisi genellikle yeni bilgileri öğrenme yetisinin yok olmasıdır. Hasta uzak geçmişi iyi anımsar, ama soyut düşünme, yargılama, karar verme yetileri bozulduğundan yeni ve karmaşık durumlar­dan kaçınır; zorunlu olarak böyle durum­larda karşılaştığında ise paniğe ve büyük bir bunaltıya kapılır. Bunama öncesi zeka ve kişilik örgütlenmesi sağlam olan kişiler, çevrenin dikkatini çekmeden uzun süre bu belirtileri saklayabilirler. Toplumsal ilişki­lerin aksaması, yargılama yetisinin ve dürtü denetiminin azalmasından kaynaklanır; has­ta yersiz espriler yapabilir, taştan davranışlarda bulunabilir. Bu tip belirtiler daha çok bozukluk öncesi kişilik özelliklerinin abar­tılması biçiminde ortaya çıkar. El becerisi­nin, anlama ve konuşma yetilerinin azalma­sı, denge ve hareket bozuklukları gibi bazı nörolojik belirtiler de görülebilir, ilerlemiş tablolarda sırasıyla yer, zaman ve kişi tanıma yetileri de bozulur; ayrıca buna­maya yol açan birinci hastalığın belirtileri görülür.

Önceleri, bunamanın ilerleyen ve dönüşü olmayan bir bozukluk olduğu düşünülüyor­du; bugün bu bozukluğun iyileşip iyileşmemesinin altta yatan nedenlerle ilişkili oldu­ğu kabul edilmektedir. Vitamin eksikliği, beyne yeterince oksijen gitmemesi gibi nedenlere bağlı olan bunamalar çabuk iyile­şebilir; buna karşılık, örneğin dokuların yapısal ve işlevsel olarak yozlaşmasından kaynaklanan bunamalar genellikle ilerleyi­cidir.

Bunama belirtileri ve bunama hastalığı tedavisi hakkında sorularınızı ve yorumlarınızı aşağıdan hemen yazabilirsiniz.

Kan davası nedir Kökeni Hakkında Bilgi

Kan davası, kan gütme olarak da bilinir, genellikle akrabalık ilişkilerine dayalı toplu­luklar arasında intikam güdüsünden kay­naklanan, karşılıklı misilleme biçimindeki cinayetlere dönüşen ve süreklilik gösteren çatışma durumudur. Kökeninde, henüz devle­tin ortaya çıkmadığı kabile sisteminde, klan­lar ve kabileler arasındaki ilişkiler alanının tümünü düzenleyerek üstün bir otoritenin ve hukukun bulunmaması, dolayısıyla her klanın kendi üyelerini korumak ve onlara başka klanlardan gelebilecek saldırıları ce­zalandırmakla yükümlü tek merci olması yatar. Günümüzde ise kan davası, hukuk düzeninin bulunmadığı, hak arama süreci­nin işlemediği ya da uyuşmazlıkların iki taraf açısından kabul edilebilir bir çözüme kavuşturulamadığı toplumlarda ortaya çıkar ve geleneksel yapının güçlü olduğu yerlerde çeşitli biçimler altında varlığını sürdürür.

Kan davası genellikle haksızlığa uğrayan taraftan bir kişinin intikamım alma, onurunu kurtarma ya da misillemede bulunma biçiminde başlar. Düşman toplulukların aynı siyasal ya da kültürel birimin üyeleri olmak gibi ortak özellikleri vardır. Her topluluk içinde, tek tek üyeleri dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı koruyan güçlü bir kolektif dayanışma anlayışı egemendir. Benzer yapı­da bir başka topluluğun üyelerinin yol açtığı zarardan bu yabancı topluluğun bütün üyeleri kolektif biçimde sorumlu tutulur. Her iki tarafın ilk cinayete karşılık bir intikam cinaye­tini “hakkın yerine gelmesi” olarak görmesi durumunda kan davası doğmaz.

Yazısız toplumların çoğunda kan davasını önleyecek ya da bitirecek kurumlar vardır. Melanezya’daki Trobriandlılar ile Sudan’daki Nuerlerde olduğu gibi onuru koruma açısın­dan intikamı kaçınılmaz gören anlayışların varlığına karşın, kan bedeli ödemek uygu­laması intikam cinayetinden daha yaygındır. Avustralya Yerlileri de kan davası yerine çoğu kez düzenli savaşı yeğlemişlerdir. Güçlü bir merkezî devletin ortaya çıkması genellikle kan davasını da ortadan kaldırmıştır.

Türkiye’de kan davası toplumsal gelişmeyle birlikte ortadan kalkma eğilimi gösteren eski bir âdettir. İstatistik verilere göre öldürülen birinin kanım güderek düşman aileden bir başka kişiyi öldürme eğilimi Gaziantep, Kon­ya, Mardin, Urfa ve Trabzon illerinde dikkati çekecek ölçüde yaygındır. Kan davasında her iki taraf da genellikle ailenin erkek üyelerini hedef alır; kadın ve çocuklara yönelik cina­yetlere az rastlanır. Kan davasının aile düzeyi­ni aşarak aşiretler arası köklü düşmanlığa dönüştüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, bazen kadın ve çocukları da içine alan toplu cinayetler görülür.

Kan bedeli nedir


Kan bedeli, çoğunlukla cinayet olaylarında, cinayeti işleyenin ya da akrabalarının, ölenin akrabalarına gelenek uyarınca ödediği bedel. Birçok toplumda, düşmanlıkların kan davası biçiminde sürüp gitmesini önlediği düşü­nülür. Bazı topluluklarda, mağdur olan tara­fın öcünü kanla alma ya da kan bedeli isteme arasında seçim yapma hakkı vardır.

Kan bedelinin en eski biçimleri, öldürenin klanından ölenin klanına bir ödemeyi ifade eder. Eski Anglosakson kabilelerinde, kati­lin akrabaları kan bedelini ortaklaşa öderler ve erkek akrabalar katille aralarındaki ya­kınlık derecesine göre bu bedele katkıda bulunurlardı. Toplanan bedel, ölenin akra­baları arasında da aynı ilkeye göre bölüşülürdü. Bu durum, klanların bağrında aile ocaklarının belirginleşmiş olmasını yansıtır. Kuzey Amerika’da, Kuzey Pasifik kıyısın­daki Yerliler arasında da, bir cinayetin öcünü gerçekten kanla almak gerektiğinde bile, barışı sağlamak için kan bedeli öden­mesi zorunluydu. Çoğu yerde kan bedelinin değişmez bir ölçütü yoktu; her grup olabil­diğince yüksek bir tutar talep etmekte, anlaşmaya varılamaması ise kan davasıyla sonuçlanabilmekteydi. Kavimler Göçü za­manındaki Germen kabilelerinde ise, wer­gild ya da wergeld olarak bilinen kan bedeli­nin inceden inceye saptanmış hiyerarşik miktarları, kabile toplumunun bağrında be­liren katmanlaşmayı yansıttığı gibi, klanlar arası, yatay bir ödemeden, giderek dikey bir ödemeye, krala ödenen bir para cezasına geçişe de işaret eder. Osmanlı Devletinde ise, eski adı kanlık olan ve daha sonra cerime ya da cürüm ve cinayet akçesi olarak tanımlanan para cezalarında bu geçişin ta­mamlanışı somutlanmaktadır.

26 Nisan 2013 Cuma

YouTube Hesabımı Nasıl Silerim?

 Youtube hesabınızı kapatmanız için aşağıdaki adımları sırasıyla uygulayınız.
  • Öncelikle yapmanız gereken youtube’dan girişinizi yapınız.
  • Daha sonra isminizin üzerine tıkladığınızda karşınıza açılan menüde Settings seçeneğine giriniz.
  • Açılan sayfada kullanıcı adınızın hemen altında Advanced yazan seçeneğe tıklayınız.
  • Eriştiğiniz sayfada Close account yazan butona tıklayınız.
  • Karşınıza çıkan popup penceresinde boş kısma hesabınızı kapatmak için bir neden yazın ve daha sonra Close account adlı butona tıklayınız.
Yapmanız gerekenlerin hepsi bu kadar. Artık youtube hesabınız tamamen kapatılmış durumda.

Kamu Hukuku Nedir

Kamu hukuku, devletin kuruluş ve işleyişi­ni, öteki devletlerle, kamu tüzel kişileriyle ve özel kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen kuralların bütünü. Kamu hukukunu özel hukuktan ayıran bazı belirgin özellikler vardır. Kamu hukuku kuralları öncelikle kamu yarannın gerçekleştirilmesi amacına yöneliktir.

Kamu yararının gerçekleştiril­mesi amacı, kamu hukuku sürelerinin, özel hukuk sürelerinden daha üstün bir durumda olmasını haklı ve zorunlu kılar. Bu nedenle kamu hukukunda, özel hukuktaki gibi ira­delerin eşitliği değil, kamu tüzel kişilerinin iradelerinin özel kişilerin iradelerine üstün­lüğü ilkesi geçerlidir. Bunun sonucu olarak devlete ve öteki kamu tüzel kişilerine, tek yanlı iradeyle özel kişileri bağlayıcı hukuki işlem yapma yetkisi tanınmıştır. Üstün ira­denin sınırsız olması kişi hak ve özgürlükleri açısından büyük bir tehlike oluşturacağın­dan, kamu hukukunda, irade serbestliği ilkesinin geçerli olduğu özel hukuktan farklı olarak, iradenin sınırlılığı ilkesi egemendir. Kamu hukukunda yetki bir kamu düzeni sorunu olduğundan, kamu tüzel kişilerinin kendiliklerinden yetki yaratma hakları yok­tur; yasama organının yetkileri anayasadan, yürütme (idare) organınınkiler de yasadan kaynaklanır.

Kamu hukukunun belli başlı dalları anaya­sa hukuku, idare hukuku, uluslararası hu­kuk ve ceza hukukudur. Ayrıca medeni yargılama hukuku, ceza yargılaması hukuku ve icra-iflas hukuku gibi kamu hukuku karakteri ağır basan hukuk dalları da vardır.

Kamu Hak ve Özgürlükleri

Kamu Hak ve Özgürlükleri
kamu hak ve özgürlükleri, amme hak ve hurriyetleri olarak da bilinir, bir ülkenin hukuku tarafından tanınan ve güvence altı­na alman temel hak ve özgürlüklerin bütü­nüdür. Ulaşılması gereken bir ideali ifade eden ve genellikle İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerde düzenlenmiş olan insan haklarından farklı olarak iç pozi­tif hukukun (anayasaların) koruduğu hak ve özgürlükleri içerir.

Bireysel hak ve özgür­lükleri (kişi dokunulmazlığı ve güvenliği, düşünce, din ve inanç özgürlükleri vb), siyasal hakları (seçme, seçilme, kamu hiz­metlerine girme vb) ve sosyal hakları (sendi­ka, grev, çalışma, konut, sağlık, eğitim vb) kapsamına alır.

Bulaşıcı Sığır Keratiti

Bulaşıcı sığır keratiti, kanli göz hastalığı olarak da bilinir, sığırlarda, gözün kornea ya da konjonktiva katmanlarında mikroor­ganizmalardan ileri gelen iltihaplanma. Hastalıklı gözün salgısında Moraxella bovis’in yanı sıra, genellikle Staphylococcus ve Corynebacterium cinsinden başka bakterile­re de rastlanır.

Bir virüs enfeksiyonunun bakterilerin göze yerleşmesini kolaylaştırdı­ğı ve güneş ışığındaki morötesi ışınların iltihaplanmada rol oynadığı sanılmaktadır. Bazı taşıyıcı sineklerle hayvandan hayvana bulaşan hastalık, kasaplık sığırlarda kilo kaybına, sağmal ineklerin süt veriminde ise yüzde 25′lik bir düşüşe yol açtığı için ekonomik yönden önem taşır.

25 Nisan 2013 Perşembe

Old Republic'e yeni ırk mı geliyor?

Star Wars: The Old Republic'e güncellemeler devam ediyor. BioWare'in Facebook sayfasında gördüğümüz görselden anladığımız kadarıyla Knights of The Old Republic'te gördüğümüz "Cathar" ırkı geri geliyor. Tabii ortada resmi bir duyuru yok sadece spekülasyonlar var. Knights of The Old Republic'ten "Cathar" ırkını hatırlayanlar var mı peki?


Bulaşıcı Miksomatoz

Bulaşıcı miksomatoz, tavşanlarda görülen bulaşıcı ve ölümcül virüs hastalığı. Yüksek ateş, mukoza zarlarının şişmesi ve deride mukoza dokusundan oluşmuş urların belir­mesiyle tanımlanan bu hastalık, Güney Amerika’da yaşayan Sylvilagus cinsinden bazı ada tavşanı topluluklarında çok yaygın­dır. Batı Avrupa ve Avustralya’da, tarım zararlısı olan adatavşanlarının endişe verici boyutlara ulaşan çoğalmasını denetim altına alabilmek için, Güney Amerika’dan getirti­len hasta hayvanlarla yabanıl ada tavşanlarına hastalık aşılanmıştır.

Arktürüs Yıldızı



Arktürüs, geceleri gökyüzünde görülen en parlak beş yıldızdan biri ve kuzeydeki Ço­ban takımyıldızının en parlak (alfa) yıldızıdır (Alpha Boötis). Görünür kadiri 0,2 olan Arktürüs, Yer’den yaklaşık 40 ışık yılı uzaklıkta, turuncu renkte bir dev yıldızdır.

Büyükayı’nın kuyruğuyla hemen hemen ay­nı hizada yer alır; bu nedenle de adı “ayı kuyruğu” anlamına gelen Yunanca sözcük­ten türemiştir.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Supernatural'den üzücü haber!

Dünya çapında izlenen ve sevilen paranormal yapım Supernatural bütün hızıyla devam ederken, dizinin Facebook sayfasında paylaşılan bu görselle ilginç bir kampanya başladı. Supernatural temalı Xbox 360 kazanmak için binlerce insanın girdiği çekilişin Türkiye için olmaması serinin Türk hayranlarını oldukça üzdü!

Şeker Hastalığı Şişmanlatır mı Kilo Yapar mı

ŞEKER HASTALIĞI VE ŞİŞMANLIK
Kırkından sonra şekere yakalan­mış hastaların büyük çoğunluğunun şişman olduğunu hepimiz biliriz. Çok yemek yiyip, az hareket eden, şişman neşeli insanların çoğunda ya açık ya da gizli şeker hastalığının bulunduğu bü­tün hekimlerce bilinen bir gerçektir. Yemeğe çok düşkün olan bu insanlar bir hap alarak rahat yiyebilmek için büyük çaba sarfederler. Bundan ötü­rü de gıdalarını biraz azaltma teklifi­ne “Zaten bir şey yemiyorum ki” ce­vabını verirler.


 Şişman insan bir de şe­kerli ise bunun zayıflaması hayati bir önem taşır, yani şekerli ve şişman bir hasta zayıflamayacak olursa kalp, böbrek ve beyin damarlarında hasta­lanma ve belki de ölme ihtimali diğer­lerine nazaran çok fazladır. Böyle olanlar fazla olan her kilolarıyla ken­dilerini zehirleyip ölüme götürdükle­rini bilmelidirler. Ev halkı bu çeşit hastaların her davranışlarında dürüst ol­salar bile yemek hususunda akıl almaz derecede yalancı olduklarını ve ev halkından gizli olarak yemek yiyip, giz­lice şeker ve çikolata aşırdıklarını bil­melidirler. Daha az yiyerek ve daha çok yürüyerek bu dengeyi vücut lehi­ne değiştirmeye inanacak ve inandıra­caksınız. Şişman bir hastada eğer şe­kerinden dolayı insülin yapıyorsa insülin değerini her zaman muhafaza et­mek kolay değildir. Bol gıdadan do­layı yorulmuş olan pankreas bezi za­man zaman değişik miktarda insülin verdiği için değişik miktarda insüline ihtiyaç gerekecek bazen bu insülinler fazla gelerek hastayı daha çok acıktı­racak ve daha çok yemek yemek ihti­yacını doğuracak, daha çok yemek da­ha çok insülini gerektirecek, böylece bir fasit daire, hastanın aleyhine işle­yip duracaktır. İnsülih kullanan şiş­man şeker hastalarının mühim bir kıs­mının şekerlerinin de değerinden çok fazla insüline ihtiyaç duydukları hekimler tarafından günlük tababet pra­tiğinden bilinmektedir. Bunun sebebi­ni, henüz bilmiyoruz fakat şişman has­talar insüline muhtaç oldukları zaman aynı şiddetteki şekeri olan zayıf bir hastaya nazaran daha fazla insüline muhtaç oluyorlar. Bu duruma düşmüş bir Anadolulu hasta 25 kiloluk bir za­yıflamadan sonra hiç insüline ihtiyaç kalmadan rahat bir hayat sürebilmiş, daha zinde ve dinç olduğunu her za­man tekrarlamıştır.

Şeker hastası şişman olmaya, şiş­manlamaya sağlığı bakımından hak­kı olmayan bir insandır. Şişman ise mutlaka zayıflaması gerekir. Ölçülü kontrollü zayıflamalar sonunda bu hastaların tekrar eski zindeliklerine kavuştukları görülür.

Kalp ve şeker hastalığını bir örnek olarak ortaya atmış bulunuyoruz. Şiş­manların en çok yakalanacağı bu iki hastalığın yanında ağır kiloların yıp­rattığı kemik ve mafsal sisteminden dolayı kırkını geçmiş kadınların büyük ekseriyetinin mafsal deformasyonları ve romatizmal ağrılardan şikâyet et­tikleri bilinen gerçeklerdendir. Bu has­taların kaplıca kürlerini dolaşıp her gün çeşit ve miktarı değişen romantizma ilaçları alımına başlamadan önce tez elden zayıflamaları gerekmektedir. Hekimlik bugün şu hakikatleri bil­mektedir ki vücudun artan bir kilosu bel kemiğine 25 kilo ve dizlere de dör­der kilo yüklenmektedir. Yirmi kilo artmış bir şahsın belkemiği 500 kilo­luk bir yükü kaldırmaya mecbur kal­makta, başka bir deyimle 500 kiloluk bir yüke eş değer tesire maruz kalmak­tadır. Tabii bu ağır yük altında yavaş yavaş bel kemiği yıpranmakta, küçük gagalar meydana gelmekte ve dayanıl­maz sırt ağrıları sahneye hakim ol­maktadır. Şeker hastalığı kilo yapar mı, şeker hastalığı ile şişmanlık arasındaki ilişki konusunda bilgiler verdik.

23 Nisan 2013 Salı

Lionhead'e yeni patron geldi

Lionhead Studios Peter Molyneux'ün gidişinden sonra yeni bir patrona ihtiyaç duymaktaydı. Görünüşe göre sonunda bu arayış bitmiş ve John Needham stüdyonun başına geçmiş.

Lionhead'in günlük operasyonlarının başında duracak Needham daha önce Cryptic Studios ve Gazillion Entertainment'in başındaydı. Needham bu dönemin oldukça tarihsel dönemler olduğunu söyleyerek yeni işinden dolayı heyecanlı olduğunu belirtti.



23 Nisan kutlu olsun!



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun!

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan, aradan geçen 83 yılda coşkusunu hala kaybetmedi.

Biz de http://aciklayalim.blogspot.com/ ailesi olarak tüm Türkiye'nin ve Dünya çocuklarının bayramı olan 23 Nisan'ı kutluyoruz.

Evirmece Nedir

Evirmece, anagram olarak da bilinir, bir sözcükteki ya da sözcük kümesindeki harfle­rin yerlerini değiştirerek anlamlı başka söz­cükler yapma. Yapılan sözcüklerin, asıl sözcükle mantıksal bir ilişkisi olması yeğle­nir. Evirmecenin tarihi çok eskiye uzanır. Kesin kanıtlara dayanmasa da, ilk evirmece örneklerini Yahudilerin verdiği kabul edilir. Bu kanının nedeni, büyük olasılıkla sonraki İbrani yazarların, özellikle de “harflerin sayısında kutsal gizemlerin saklı” olduğunu düşünen Kabalacıların evirmeceye çok önem vermiş olmalarıdır. Eski Yunanlılar ve Romalılar evirmece örnekleri vermişlerse de, günümüze kalan birden çok heceli Latince örneklerin hemen hiçbiri tam bir evirmece sayılamaz. Evirmece ortaçağ ve sonrasında bütün Avrupa’da, özellikle Fransa’da büyük ilgi görmüş ve Thomas Billon adlı bir Fransız, “kralın evirmece ustası” unvanım almıştır.

16. ve 17. yüzyıllarda, dinsel tarikatlar arasında da evirmece yaygındı. Örneğin Ave Maria, gratia plena, Dominus tecum (Selam sana inayetli Meryem, Tanrı seninle olsun) dini deyişinin, Virgo serana, pia, munda et immaculata (Işık saçan, kutsal, saf ve lekesiz Bakire) gibi yüzlerce çeşitlemesi yapılmıştı. 17. yüzyılda Galilei, Christiaan Huygens ve Robert Hooke gibi bilim adam­ları araştırma evresinde başkalarının eline geçmesini önlemek için, buluşlarını evirme­ce biçiminde ifade ediyorlardı.

Yazarların edindikleri takma adların birço­ğu birer evirmecedir. 20. yüzyılda, çapraz bulmacaların soru ve çözüm bölümlerinde de sık sık evirmecelere yer verilmiştir.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Şişmanlarda Ruh ve Beden İlişkileri

Şişmanlarda Ruh ve Beden İlişkileri
Bugün hepimiz biliyoruz ki, sağlıklı bir insan sadece bedeni sağlıklı olan insan değildir. Bunun yanında ruh sağlığının da önemi vardır. Pek çoklarının zannettiği gibi ruh sağlığı, deli olmamak anlamına gelmez. İyi düşünmeyen dengeli ruh yapısına sa­hip olmayanların çoğunun gerek aile ve gerekse çalışma hayatında büyük geçimsizliklere sebep olduğu herkes ta­rafından bilinmektedir.

Özellikle ka­dın hastalarda buna daha çok rastla­maktayız. Şişman olduğu için kendi­sine giydiğini yakıştırmayan hasta sa­de bu yakıştırmanın üzüntüsü içine girmemekte, aynı zamanda giydiğini üstüne yakıştıranlara karşı da acayip bir kıskançlık hissi duymaktadır. Bu kıskançlık gittikçe kendisi tarafından frenlenememekte ve bu iç sıkıntısını tatmin edebilmek için kıskandığı insa­nın devamlı aleyhinde bulunmaktadır.

21 Nisan 2013 Pazar

Rüyada At Görmek Ne Anlama Gelir

At, şeref, itibar ve bereket ile yorulur. Uzuvlarından biri eksik olan at görenin şeref ve itibarı düşer, bir yere bağlı bir at gören düşmanlarını mağlup eder. Çıplak bir ata binip düşmek, işin bozulacağına ve o kişinin eşinden ayrılacağına işarettir. Eyersiz ve gemsiz bir ata binen erkek, livata fiili işler. Attan düştüğünü veya indiğini gören, işini kaybeder. Attan çarşı içinde düşürülürse, bu o kişinin son kuruşuna kadar bütün parasını kaybedeceğine işarettir. At üzerinde bilmediği bir yere gidenin, evdeki hastası ölür. Bir at satın alan veya kendisine bir at hediye edilen kişi izzet ve itibar kazanır. Yemek için at alan kişi, kendi eliyle şerefini yok eder. Bir bölgede varış eden atları görmek, o bölgede sel olacağına veya şiddetli bir yağmur yağacağına, bir çok ata sahip olmak yüksek bir rütbeye yükselmeye işaret eder.

Atın terkisinde bir adamın arkasına oturmuş olan, o adama yardımcı olur veya onun yerine işbaşına getirilir.

Atların üzerine gelip kendisini çiğnediğini gören isini kaybeder. Işı yoksa büyük bir belâya uğrar. Güzel bir ata bindiğim gören erkek, güzel, zengin bir kadınla kuyruksuz bir at satın aldığını gören erkek, kısır bir kadınla evlenir. Kendisini bir atın teptiğini veya ısırdığını görenin, ailesi maddî sıkıntıya düşer. Atının çalındığını gören, eşim boşar.At satın almak isteyen erkek, bir kadına evlenme teklif eder, atı satın aldıysa kadınla evlenir Ayrıca at, hayvani nefsi de temsil eder.

Rüyada At Gördüyseniz Nasıl Gördüğünüzü Aşağıdan Yazın Hemen Yorumlansın

20 Nisan 2013 Cumartesi

Rome Total War 2 PART

Harvard Sınıflandırma Sistemi

Harvard sınıflandırma sistemi, yıldızla­rın, tayflarından yararlanarak sıcaklıklarına göre gruplandırılması yöntemidir. 1860′larda italyan astronom Angelo Secchi, yıldızları tayflarına göre dört sınıfta topladı. 1880′lerde ise Harvard’da hazırlanan Henry Draper Catalogue’un (Henry Draper Kata­logu) düzenlenmesi sırasında yeni yıldız türleri bulundu ve Secchi’nin sınıflandırması daha ayrıntılı duruma getirilerek her yıldız grubunun belirli bir harfle gösterilmesine geçildi. Ama sonradan yıldızlar sıcaklıkları­na göre yeniden gruplandırıldı ve sonuçta yıldız tipi sıralaması, sıcak yıldızlardan so­ğuk olanlarına doğru W,0,B,A,F,G,K,M biçimini aldı. Bu sıralamaya sonradan, çok soğuk yıldızları kendi içinde ayıran R,N,S grupları da eklendi. Novalar Q harfiyle, herhangi bir sisteme kolayca yerleştirilemeyen “özel” yıldızlar ise P harfiyle gösterilir.

Her grup ayrıca kendi içinde, sıcaktan soğuğa doğru 0′dan 9′a kadar değişen alt- gruba ayrılır. Bu sıralamadaki sıcak yıldızla­ra kimi zaman erken tip, daha soğuk yıldız­lara ise geç tip yıldızlar da denir. W harfiyle gösterilen Wolf-Rayet yıldızla­rının yüzey sıcaklığı 80.000 K ve daha üstündedir. O tipi yıldızlar ise beyaz yıldız­lardır; bunların yüzey sıcaklığı 50.000 K’nin üzerindedir ve tayflarında belirgin biçimde iyonlaşmış helyum çizgileri görülür. B tipi yıldızlarda en yüksek yüzey sıcaklığı 25.000 K civarındadır, ama bunların tayfında iyon­laşmış helyum çizgileri çok belirgin değildir. Yüzey sıcaklıkları 11.000 K’ye kadar olan A tipi yıldızların tayfında hidrojen çizgileri belirginleşir, helyum çizgileri kaybolur. F tipi yıldızların yüzey sıcaklığı 7.000 K civa­rındadır ve tayflarında çok sayıda metal çizgisi görülür. G tipi yıldızların en yüksek yüzey sıcaklığı 6.000 K kadardır; Güneş bu gruptandır. K yıldızlarına portakal renkli yıldızlar denir ve yüzey sıcaklıkları 4.000­5.000 K arasındadır. M tipi yıldızlar kırmızı yıldızlar adını alır ve yüzey sıcaklıkları 3.000 K civarındadır; bunların tayflarında belirgin titan oksit çizgilerine rastlanır. Ek gruptan R tipi yıldızların yüzey sıcaklığı 2.000-3.000 K arasındadır ve tayflarında karbon çizgileri bulunur. N tipi yıldızlar da R tipindekilerine benzer ama bunların tayfındaki mavi ve mor bölgeler daha zayıftır. S tipi yıldızlar ise M tipi yıldızları andırır, ama bunların tayfında titan oksit yerine zirkonyum oksit çizgileri­ne rastlanır.

19 Nisan 2013 Cuma

Geralt Polonya'da!

Witcher hayranları nefeslerini tutsun! CD Projekt RED ekibinin Facebook'tan paylaştığına göre Polonya'da bir Geralt var! Ekibin Facebook'ta paylaştığı fotoğrafta birebir boyutlarda ve inanılmaz işçiliğe sahip Geralt of Rivia heykeli büyük ilgi görürken, CD Projekt konuyla ilgili başka açıklama yapmadı

Bakalım ve hayallere dalalım!



Evrensel Posta Birliği

Evrensel Posta Birliği (Universal Postal Union-UPU), Birleşmiş Milletler’e bağlı uzmanlık kuruluşudur. Dünya çapında posta hizmetlerini düzenleyip geliştirmeyi ve bu alanda uluslararası işbirliğini sağlamayı amaçlar. Evrensel Posta Sözleşmesi ve Ge­nel Tüzük uyarınca örgütün çalışmalarını belirleyen ilkelerin başında, bütün üye ül­kelerce posta iletişimini sağlamak amacıyla tek bir bölge oluşturulması ve posta ücretle­riyle ağırlık birimlerinin standartlaştırılması gelir. 1875′te kabul edilen ilk anlaşma yalnızca mektuplarla ilgilidir. Paket postası ve uluslararası para havalesi gibi öteki posta hizmetleri, imza atan ülkeler için bağlayıcı olmak üzere sonradan yapılan ek anlaşma­larla düzenlenmiştir.

Uluslararası posta hizmetlerini denetleyici bazı genel ilkeleri oluşturma yolunda ilk adım 1863′te Paris’teki uluslararası bir konferansta atıldı. Daha önce uluslararası posta değişimi sayısız ikili anlaşmalarla düzenleni­yordu. On bir yıl sonra toplanan ilk Uluslar­arası Posta Kongresi’ne katılan 22 ülkenin temsilcileri Genel Posta Birliği’ni kuran Bern Antlaşması’nı imzaladı. Çalışmalarına 1 Temmuz 1875′te başlayan birliğin adı 1878′deki ikinci kongrede Evrensel Posta Birliği olarak değiştirildi. 1948′de de Birleş­miş Milletler’e bağlı bir uzmanhk kuruluşu durumuna geldi. UPU’nun yasama organı olan Evrensel Posta Kongresi, beş yılda bir toplanır. Kongre’nin seçtiği 40 temsilci ülkeden olu­şan Yürütme Konseyi, UPU çalışmalarının sürekliliğini sağlar ve yılda bir kez toplanır. Bern’de bulunan Uluslararası Büro ise gün­lük işlerin yürütülmesinde bir sekreterya görevi görür.

Harmsworth Kupası

Harmsworth Kupası
Uluslararası deniz motoru yarışları ku­pası, İngilizce british International trophy for motorboats. 1903′te İngiliz yayımcı Sir Alfred Harmsworth’ün (sonradan Northcliffe vikontu) deniz motoru yarışları için koyduğu ödüldür. Harmsworth Kupası yarışları, bu spor dalında sürekli düzenle­nen ilk uluslararası karşılaşmadır. Yarışma­cılar, bir ülke adına, bütün parçaları temsil ettikleri ülkede yapılmış ve uzunluğu 12 m’den az olan teknelerle yarışa katılabilir. Bir yarışın iki serisini de kazanan ilk ülke bronz bir plaket olan ödülü alır.


Yarışlar bugüne değin düzenli biçimde yapılmadı. 1903′teki ilk yarışı, saatte 19,53 mil hızla giden “Napier I” adlı teknesiyle İngiliz S. F. Edge kazandı. Sınırsız motor genliğine sahip hidroplanlar 1911′den bu yana yarışlarda üstünlük sağladı. 1920-59 arasındaki tüm yarışları ABD tekneleri kazandı. 1959 yarışını kazanan Kanada teknesi “Miss Supertest III”, 1960′ta saatte ortalama 116 milin üstünde bir hızla ABD’li rakiplerini geçti; 1961′de de aynı başarıyı göstererek ödülü üç kez art arda kazanan ilk tekne oldu. Daha sonra kesintiye uğra­yan Harmsworth Kupası yarışları 1980′de yeniden başladı.

Harmonia Nedir

Harmonia Nedir
Harmonia, çoğul harmonia. Eski Yunan müziğinde ses dizisi. Günümüz araştırmacı­ları arasında henüz kesinlik kazanmamış bir kavramdır. Önceleri yalnızca Eski Yunan müziğinin üç temel tetrakordundan biri olan ve dörtte bir tonlardan oluşan enharmonikon türü (genos) diziler (öbürleri khromatikon genos ve diatonikon genos) için kullanıldı. Daha sonra Dorya dizisini, ardından da öteki modları kapsar hale geldi. Platon, çeşitli harmonia’ların etik çağrışımları üzerinde durdu ve bunları çeşit­li etnik grupların adlarıyla andı (Dorya, Frigya, Lidya dizileri gibi). Aristides Quintilianus (Aristeides Kointilianos) Peri Musikes adlı yapıtında dizileriyle birlikte altı harmonia örneği verir. Ama bu yapıt dizile­rin kullanıldığı dönemden çok sonra yazıl­mış olduğu için yanlışlar içerebilir.


Gerek Yunan kuramcıları, gerekse çağdaş araştırmacılar harmonia sözcüğünün anla­mını sonradan ortaya çıkan kavramlarla karıştırmıştır. Harmonia” lar kullanımdan kalktıktan sonra bazılarının adları onların yerini alan tonos (çoğulu tonoi), yani akta­rım dizilerine verildi. Belki de harmonia’larla daha sonraki (y. İÖ 4. yy) tonos ve oktav dizileri arasındaki tek benzerlik aynı halk adlarıyla anılmalarıydı. Harmoniaların uyandırdığı kabul edilen duyguların bir ölçüde dizilerin üç temel ses perdesi (tiz, orta ve pes) içindeki göreli konumlarından kaynaklandığı kabul edilebilir.

18 Nisan 2013 Perşembe

Doodle 4 Google ve Doodle 4 Google'ın Kazananı: Türkiye'nin Harikaları

Doodle 4 Google kazananı,Doodle 4 Google Türkiye'nin harikaları, Doodle 4 Google kazananları, Doodle 4 Google Melissa Çağlar, Melissa Çağlar

Az önce Dünya arama motoru devi Google Doodle 4 Google ile Türkiye'nin Doodle'cılarını seçti.İşte Doodle 4 Google'ın özelliği.

Evet şuan için bir çok insan Doodle 4 Google neyin nesi diye düşünüyorlar.

Ancak Doodle 4 Google aslında Google firmasının her ülkede düzenlemiş olduğu bir temalı fotoğraf yarışması ve bu yıl Türkiye'de düzenlenen http://www.stargazete.com/ bu Doodle 4 Google temalı fotoğraf yarışmasını kazanan isim henüz on yaşında olan bir kız çocuğu olan Melissa Çağlar isimli kızımız kazandı.

Bizde İlk kez ülkemizde yapılan bu Doodle 4 Google yarışmasında en iyi Doodle 4 Google fotoğrafını çizen Melissa Çağlar'ı canı gönülden tebrik ediyoruz.

Tabi bu arada dereceye giren diğer isimler ise birazdan sizlere aktarılacaktır.

Melissa Çağlar'ın kazandığı hediye ise Nexus 7 Tablet oldu.

Turizm Haftası Doodle 4 Google kazanını tekrar belirtelim 10 yaşındaki Melissa Çağlar oldu.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Pirate Bay kurucusuna yeniden hapis cezası

Pirate Bay'in kurucularından Gottfrid Svartholm, hakkındaki hacker'lık şuçlamalarından dolayı mahkemeye sevk edildi.

27 yaşındaki Gottfrid Svartholm şu sıralarda geçtiğimiz sene eylül ayında Cambondia'da yaptığı bir Pirate Bay etkiliğinden dolayı aldığı bir yıllık cezayı çekiyor. Svartholm şimdi de hükümlü olduğu sırada Nordea bankasının sistemine izinsiz giriş yapmakla suçlanıyor.

 

Üstelik sadece bu kadar değil. Gottfrid Svartholm aynı zamanda birkaç firmanın internet sitesinde ve İsveç Federal Vergi Kurumu'nun sistemine girmek suçlarından da yargılanacak. İsveç Vergi Kurumu'ndan büyük miktarda kişisel veri aldığı belirtiliyor.

Bu suçlamalar kapsamında üç kişi daha bulunsa da Gottfrid Svartholm'un çetenin lideri konumunda olduğu da belirtilen bir husus.  

16 Nisan 2013 Salı

Medal of Honor Yapımcısı Kapatıldı mı?

 
Oyun dünyasını yakından takip edenlerin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde Electronic Arts, büyük çarplı bir işten çıkarma operasyonuyla gündeme gelmişti. Fakat bu işten çıkarma işlemlerinin hedef noktası adına bir açıklama yapmamıştı. VideoGamer sitesinin aklına, Medal of Honor serisiyle kötüye giden yapımcı Danger Close geldi ve bu konuyu EA yetkililerine açtı.
 
    Konuyla ilgili Electronic Arts yetkililerine ulaşan VideoGamer sitesi, beklediği net cevabı alamadı. Siteye konuşan EA yetkilisi, firmanın gelecek dönemde mobil platformlara daha fazla ağırlık vereceğini, bu yüzden bazı ekiplerde küçülmeye gidilebileceğini belirtti. Fakat Medal of Honor yapımcısı Danger Close ile ilgili sorulan sorulara cevap verilmedi.

Hızlı Saç Uzatmanın Yolları

 Genellikle bayanların çoğu saçlarının uzun olmasını ister. Bu yüzden saçlarına farklı bakımlar uygularlar. Saçlarınızın kökleri saç tellerinize hayat verir. Kimi bayanlar saç köklerine yeni bölümler ekleyerek saçlarını uzatmaya çalışırlar. Günümüz teknolojisinde saçların hızlı uzamasını sağlayan bir yöntem bulunmamaktadır. Herhangi bir hastalık esnasında kullanmış olduğunuz ilaçlar, beslenme bozuklukları ve strest gibi çeşitli etmenlerle birlikte saçlarınızın uzamasını yavaşlatabilir.
Saç kökleriniz yeterince beslenmediği taktirde saçlarınızın uzaması yavaşlar. Sigara, alkol ve bunun gibi zararlı alışkanlıklar vücut damarlarındaki kan dolaşımına hasar vererek besin ve oksijenlerin hücrelere ulaşmasını engeller.

Dikkat ederseniz saç uzamasını olumsuz etkileyen sebepler birisi de günlük yaşantınızda ki olaylardır. Saçlarınızı hızlı uzatmak için yapılacak en iyi etken saçlarımızın uzamasını azaltan nedenlerle baş etmenizdir. Saçların hızlı uzamasını sağlayan bazı vitaminler vardır. Fakat bu vitamin ve mineralları günlük yaşantımızda tükkettiğimiz gıdalar sayesinde alıyoruz. Eğer vitamin ve mineral bakımından vücudunuzda eksiklik varsa uzman kişilerin reçetesi altında takviye alabilirsiniz.

FM 2013 Oyun Kapanıyor %100 Çözüm Bulundu



Arkadaşlar bilindiği gibi FM 2013 oyununda Crash Dump hatası ile oyun kapanıyor ama kesin çözümü bulduk yeni crack gelene kadar bu yöntemle oyuna devam edebiliyorsunuz.

ÇÖZÜM:
Arkadaşlar Oyun Temmuz ayına geldiğinde hata veriyor bu nedenle oyun başlangıcında Honk Kong ligini de seçin ve oyun başlangıcını 2013 Ağustos tarihine ayarlaryın. Oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz. Sezon sonu Temmuz ayına geldiğinizde ise aynı hatayı almanız muhtemel olacak. Bu durumda profilinizi Ağustos’a kadar tatile çıkarın. İYİ OYUNLAR ;)

Biykın Nedir?

 Biykın, belirli bir vericiden aldığı sinyalleri güçlendirerek aktaran mekanik, optik ya da radyoelektrik aygıttır. Radarların özel olarak kodlanmış sinyalleriyle çalışmaya başlayan biykınlar, önceleri dost ya da düşman radarları belirlemek amacıyla geliştirilmişti. Ama bugün çok çeşitli amaçlarla kullanıl­maktadırlar. Radyobiykınlar yön, rota ya da konum belirlemek için kullanılan telsiz vericileridir. Fan işareti biykını ise, yayınlan düşey yelpaze biçiminde olan bir radyobiykın türüdür. 2 işareti biykınının fan işareti biykınından farkı, bu aygıtın dört yayın demeti ekseninin kesişme noktasında, dört yollu bir radyorota istasyonunun bir donanımı olarak yerleştirilmesi ve uçaklara, rota istasyonunun tam üzerinden geçerler­ken düşey konumda ışın yayınlanmasıdır. Fan işareti biykınları işaret tanıtma amacıy­la devreye alınır, ama 2 işareti biykınlarının böyle bir yükümlülüğü yoktur.

Eve İş Verme Sistemi


Eve iş verme, kapitalist gelişme sürecinde 17. yüzyılda Batı Avrupa’da yaygınlaşan bir üretim sistemi (Almanca “verlagssystem”; İngilizce “putting-out system). Ticaret ser­mayesinin dağınık küçük üreticiler üzerinde egemenlik kuruşunu ifade eden bu sistem­de, köylerde oturan üreticiler, tüccar-işverenlerden aldıkları malzemeleri genellikle evlerinde, kimi zaman da atölyelerde işler ya da işi başkalarına yaptırırlardı. İşveren, tamamlanmış ürünü parça başına ödeme yaparak ya da üreticiye önceden belirlenmiş bir ücret ödeyerek geri alırdı.

Eve iş verme sistemi, doğrudan doğruya çalışanların ken­dilerinin malzemeleri satın almaması ve ürünlerini pazarda satmaması bakımından, evde sürdürülen tamamen bağımsız zanaat­çı üretiminden farklıydı. Çünkü burada üretici ile gerek girdi, gerekse çıktı pazarları arasına tüccar giriyordu. Eve iş verme sistemi, üretimi kırsal alanlara taşımak sure­tiyle kent loncalarının sınırlayıcı düzenle­melerini zayıflattı; kadınların ve çocukların sanayide ilk kez yaygın biçimde istihdam edilmesine yol açtı. Ücret maliyetlerinin düşüklüğü ve iş bölümünün yaygınlaşması sonucunda verimliliğin artması, sistemin tüccar-işverenlere sağladığı en önemli avan­tajlardı.
Sanayi Devrimi süresince eve iş verme sisteminin yerini üreticilerin fabrikalarda istihdamı aldı. Ama 20. yüzyılda da özellik­le İsviçre’de saat, Almanya’da oyuncak işkolunda ve Hindistan ile Çin’deki bazı sanayi dallarında bu sistemden yararlanıl­maya devam etti.

Neden Zayıflamalıyım ? Zayıflamanın Gereği


İnsanların kafasında sadece “Za­yıflamak için aç kalmak gerekir” for­mülü kalmıştır. O anda bu zor ve sı­kıntılı formülü uygulamayı bile göze alır ve hemen açlığa başlar.

İşte pek çok defa zayıflama iste­ğini kısa zamanda imkânsız kılan du­rum budur; Süratle zayıflama isteği­nin zoruyla hemen açlığa başlamak ve kısa zamanda buna dayanamayarak vazgeçmek.

Zayıflama kararını veren kişi o gün hemen hiçbir şey yemez. O güne dek yaptığı ölçüsüz yemek yiyişlerin bir ölçüde reaksiyonu olarak kendini cezalandırır. Yemediği için çok mut­ludur. Fakat, ertesi veya daha sonra­ki gün açlık bütün istek ve iradesini kırar. Yemek yemek için binlerce ge­rekçe bulur. “Yarın perhize mutlaka yeniden başlayacaktır”, “Canım bin­lerce şişman var onlardan biri de ben olsam ne olur”, “Şişman hem de aşırı derecede şişman olduğu halde seksen yaşına gelenler yok mu?”

Bu iradeyi zayıflatıcı düşünceler, onu yine pek çok defa yaptıktan son­ra pişman olduğu duruma sürükler. Yavaş yavaş yemeğe başlar ve niha­yet kötü alışkanlık kişiye yeniden hükmeder. Bir süre verdiği kararı ve üzüntülerini unutarak tekrar ve rahat yemeye başlar. Özellikle hanımlar için estetiğin dayanılmaz gücüne rağmen yemek yeme alışkanlığı öylesine da­yanılmaz bir arzu olur ki, büyük öl­çüde bu kişileri hemen daima mağlup eder.

 
 

Evren hakkında bilgi



Evren, kainat ya da kozmos olarak da bilinir, gözlemlenen ya da var olduğu düşü­nülen maddenin ve enerjinin tümünü içeren fiziksel sistemdir. Evrenin başlıca bileşenleri, gökadalar, dev yıldız sistemleri, yıldız grup­ları ve bulutsulardır (yıldızlar arası toz ve gaz bulutları). Bunları, daha küçük gök ci­simleri olan yıldızlar ile bunların çevresinde dolanan gezegenler, uydular, kuyruklu yıl­dızlar ve göktaşları izler. Bu tür cisimlere ek olarak evrende kütle çekimi alanları ile çe­şitli ışıma türleri bulunur. Yeryüzünde kullanılan ölçekler, evrendeki uzaklık kavramını ifade etmekte yetersiz kalır. Bu nedenle, boşluktaki hızı değişme­yen ışığın, belirli bir zaman diliminde aldığı yol, uzaklık ölçeği olarak kullanılır. Işık saniyede 300.000 km yol alarak Yer çevresi­nin yedi katı kadar bir uzaklığı bir saniyede kateder. Yer’den gönderilen ışık ışınlarının Ay’a gidişi ise bir saniyeden biraz uzun sürer. Radyo dalgaları da ışığın uzun dalga- boylu ışınımı olduğundan, hızı ışık hızıyla aynıdır. Bu nedenle, Ay’da bulunan bir astronota sorulan bir sorunun yanıtını ala­bilmek için 3 saniye kadar beklemek gere­kir. Yaklaşık 100 Güneş çapında olan Yer-Güneş uzaklığı 500 ışık saniyesidir. Bir başka deyişle, Yer’den, Güneş’in yaklaşık 8 dakika öncesi gözlenmektedir. Günümüzde, Güneş’in uydusu olan dokuz gezegen bilinmektedir. Bunlardan Merkür ve Venüs, Güneş’e Yer’den daha yakın, ötekileri ise daha uzak eliptik yörüngelerde dolanır. Gezegenlerin en büyüğü olan Jüpi­ter’in Güneş’e olan ortalama uzaklığı, Yer- Güneş uzaklığının beş katıdır. Yer’in Gü­neş’e olan ortalama uzaklığına 1 gök birimi (g.b.) denir. Bu ölçeğe göre, en uzak ve en küçük gezegen olan Plüton (kimi zaman Neptün’den daha yakın olabilmektedir), 40 g.b. uzaklıktadır. Bu ise yaklaşık 5,5 ışık saatidir. Böylece, ışığın Yer ile gezegenler arasındaki yolculuğu, birkaç saniye ile bir­kaç saat arasında değişir. Evrende Güneş’ten daha soğuk ve daha sıcak, sayılamayacak kadar çok yıldız var­dır. Bunların Yer’e olan uzaklıkları, Yer- Güneş uzaklığına göre çok fazla olduğun­dan, bu yıldızlar Yer’den bakıldığında parıl­dayan noktalar gibi görülür. Güneş’e en yakın yıldız olan Próxima Centauri (Alfa Erboğa’nın en sönük üçüncü bileşeni) yaklaşık 300.000 g.b. uzaklıktadır. Bu, ışık hızıyla dört yıldan fazla bir zaman alır. Işığın bir yılda aldığı yol olan ışık yılı, yıldızlar arası uzayda, uzaklıkları ifade ede­bilecek iyi bir ölçektir. Próxima Centauri’yi de içine alan bir modelde, Güneş çevresin­de dolanan Yer’in yörünge yarıçapı 2 mm olarak gösterilirse, Plüton’un yörünge yarı­çapı 8 cm, en yakın yıldızın Güneş’e uzaklığı ise 600 m olacaktır. Güneş çevresinde 10 ışık yılı yarı çaplı bir küre göz önüne alındığında, bunun içine 10 kadar yıldız girer. Bu uzaklık 10 kat artırıldığında, yıldız sayısı 10 bine çıkar. 100 bin ışık yılı çapındaki bir küre, içine 10n‘den fazla yıldız alır. Yer’in de içinde bulunduğu Samanyolu Gökadası bu tür bir yıldız topluluğundan oluşur. Evrende binlerce gökada vardır. Bunların yapılan temel ola­rak üç türe ayrılır. Samanyolu gibi sarmal gökadalar, çekirdek, disk, ayla ve sarmal kollardan oluşur. Samanyolu’nun çapı 100 bin ışık yılı, ortalama kalınlığı ise 10 bin ışık yılı kadardır. Güneş, gökada merkezinden yaklaşık 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. Ayla, gökadayı bir küre biçiminde çevreler. Ayla ve çekirdek, Öbek II adı verilen daha yaşlı yıldızlar topluluğunu içerir. Genç yıldızlar topluluğu olan Obek I yıldızları ise disk ve sarmal kollarda yer alır. Eliptik gökadalar ise, elipsoit ya da küre biçimindeki yıldız topluluklarıdır. Parlaklık, kütle ve boyut olarak sarmal gökadalardan çok daha büyük olabilirler. Üçüncü tür gökada ise, belli bir bakışımı bulunmayan düzensiz gökadalardır. Samanyolu’na en yakın olan Küçük ve Büyük Magellan bulutları bu türdendir. Güney yarıküreden gözlenebilen Küçük ve Büyük Magellan bulutları, Samanyolu’ndan yaklaşık 200 bin ışık yılı uzaklıktadır ve 10® kadar yıldız içerir. Samanyolu ile boyut olarak karşılaştı­rıldığında en yakın gökada, sarmal Andró­meda Gökadası’dır. 2 milyon ışık yılı uzak­lıkta olan Andrómeda Gökadası, Samanyo­lu ve 18 kadar başka gökadayla birlikte Yerel Küme’yi oluşturur. Yerel Küme yak­laşık 2 milyon ışık yılı uzunluğunda bir bölgeyi kapsar.
Yerel Küme’nin ötesinde, bunun çapının birkaç katı uzaklıkta, benzer biçimde bazı gökada grupları vardır. Daha büyük uzak­lıklara gidildiğinde, yalnızca birçok gök­adadan oluşan kümeler gözlenebilir. Bunlar­dan Yer’e en yakın olanı, binlerce gökada­nın oluşturduğu Başak (Virgo) kümesidir. Başak kümesi, çoğunlukla eliptik gökada­lardan oluşmuştur. Bunlardan M 87, küme­nin merkezinde bulunur, radyo ve X ışınla­rının kaynağı olarak bilinir.

Ani Kilo Değişimi Nasıl Yorumlanmalıdır


Zayıflama aşamasında ani kilo değişimlerinin anlamı nedir ? Bazı kadınlarda yumurtalık hor­monlarının dengesizliği de vücutla su toplamaktadır. Özellikle âdete yakın devrelerde ileri derecede sinirlilik ba­zen tansiyon yükselmesi, sıkıntı ve ki­lo almaların sebebi olur. Bütün bun­larda dahi vücudun su tutma gücünü azaltacak uygun ilaç ve karbonhidrat kısıtlamasının yanında büyük ölçüde dengeli bir kalori ve egzersiz sistemi­nin tatbiki büyük fayda sağlamakta­dır.

Ara sıra kilo almak, tekrar zayıf­lamak tekrar kilo olmak pek sık rast­ladığımız bir olaydır. Devamlı şişman olmaktan daha tehlikeli olan durum da budur. Vücudun dengesini kısa za­manda bozan bu durumlarda kalp, karaciğer, damar ve diğer organlar bu değişen şartlara kolayca adapte ola­madıkları için, hemen sıkıntıya düşer­ler. Şişman bir hastada belirli bir ki­lo fazlalığı büyük sıkıntılar doğurma­dığı halde kısa zamanda kilo alıp ver­meler onu hemen kalp yetmezliğine düşürmüş ve sürekli ve zor bir tedavi altına alınmasıyla sonuçlanmıştır.

Bu bakımdan kısa zamanda kilo alıp verenler mutlak ciddi bir hekim kontrolünden geçtikten sonra zayıf­lamaya girişmelidirler.

Evaporit (Tuz Taşı) Nedir


Evaporit, tuz taşı olarak da bilinir, su buharlaşmasıyla ortaya çıkan çözünür tortul tuz çökeli Bu tür çökellerin içinde bulunan minerallere de evaporit denir.

Evaporit çökellerine en sık, buharlaşma­nın iç bölümlere kadaı uzandığı kapalı deniz havzalarında rastlanır. Çökellerdeki mineraller genellikle yinelenen diziler biçi­minde bulunur. Bu olgu, minerallerin çözü­nürlük özelliklerine göre, çevrimsel koşul­larda oluşmasından kaynaklanır. En önemli mineraller, oluşum dizilerine göre kalsit, jips, anhidrit, halit ve polihalit ile son olarak silvit, karnalit, kainit ve kiserit gibi potasyum ve magnezyum tuzlarıdır; anhid­rit ve halit en bol bulunan minerallerdir. Bu diziler laboratuvar deneyleriyle yeniden üretilmiştir. Bu nedenle evaporitin oluşumu için gerekli olan fiziksel ve kimyasal koşul­lar iyi bilinmektedir.

Havza çökellerinden farklı olarak yaygın ve ince sahanlık çökellerinin, sığ denizlerin gerilemesi sonucunda oluştuğu sanılmakta­dır. Denizle ilgili olmayan evaporitler, ka­palı çöküntü alanlarına akan akarsular tara­fından oluşturulur Özellikle kurak bölge­lerde görülen borat, nitrat ve sodyum karbonat çökelleri bu yolla ortaya çıkmıştır. Bu tür çökellere ABD’deki Utah’ta ve Güney California’da rastlanır.

Edwin Howard Armstrong Kimdir

Edwin Howard Armstrong (d. 18 Aralık 1890, New York kenti – ö. 31 Ocak/l Şubat 1954, New York kenti, ABD), geri ­besleme devresi, süperheterodin devre, fre­kans modülasyonu (FM) sistemi gibi pek çok modern radyo ve elektronik devresinin geliştirilmesine katkıda bulunan ABD’li mucittir.
Bir yayımcının oğlu olan Armstrong, 14 yaşındayken, Guglielmo Marconi’nin Atlas Okyanusunun öte yakasına ilk telsiz mesajını göndermesiyle ilgili yazılardan etkilenerek mucit olmaya karar verdi ve evinin tavan arasında telsiz aygıtları yapmaya başladı.

  Amacına ulaşabilmek için Columbia Üniversitesi’nin mühendislik bölümüne giren Armstrong, çığır açıcı buluşlarından ilkini gerçekleştirdiğinde henüz 22 yaşındaydı. Telsiz telgraf ve televizyonun öncülerinden Lee De Forest’in 1906′da yaptığı, ancak işlevi pek anlaşılmadığı için o güne değin kullanılamayan odyon vakum tüpünün, yani üç elektrotlu radyo lambasının (sonraki adıyla triyot) nasıl çalıştığım araştıran Armstrong, bu lambayı da içeren bir devre tasarladı ve 1912 güzünde bu devrenin, radyo sinyallerini bin kat güçlendirerek odanın dışından duyulabilecek kadar yük­selttiğini fark etti. Geri besleme devresi adıy­la biîinen bu devrenin, yükseltme gücünün doruğuna ulaştığı anda bir alıcı olmaktan çıkıp, bir radyo dalgaları osilatörüne ya da üretecine dönüştüğünü de gene Armstrong buldu. Radyo dalgaları üreteci olarak kulla­nılan geri besleme devresi bugün de bütün radyo-televizyon yayın sistemlerinin en önemli öğesidir.
Bu buluşun öncelik hakkının Armstrong’ da değil kendisinde olduğunu öne süren De Forest’in açtığı patent davası 14 yıl sürdü, iki kez Yüksek Mahkeme’ye götürüldü ve aygıtın kullanıma sunulmasını değil yapımı­nı önemli sayan yanlış bir kararla De Forest’in lehine sonuçlandı. Ama bilim çevreleri bu kararı hiçbir zaman onaylama­dı. Radyo Mühendisleri Enstitüsü de, geri besleme devresinin bulucusu olan Armstrong’a vermiş olduğu altın madalyayı geri almaya yanaşmadı. Armstrong’un daha sonra ABD’nin en büyük bilim ödülü olan Franklin Madalyası’yla onurlandırılması, geri besleme devresinin bulucusu olarak kabul edildiğinin kanıtıydı.

Elektronik çağının başlangıcı sayılan bu buluş, Edwin Howard Armstrong’un yaşamını da derinden etkiledi. Bir süre Columbia Üniversitesi’nde okutmanlık yaptıktan sonra, I. Dünya Savaşı’nda, ABD ordusunun Paris’teki mu­habere birliklerinin laboratuvarlarında görevlendirilen Armstrong, önemli buluşların­dan biri olan süperheterodin devreyi o yıllarda gerçekleştirdi. Yüksek frekanslı ve çok zayıf elektromagnetik dalgaları alan ve düşük frekanslı dalgalara dönüştürerek güç­lendiren süper hetorodin devre, bugünkü radyo, radar ve televizyon alıcılarının yüzde 98′inin temel elemanıdır. O yıllarda David Sarnoff ile birlikte çalışmaya başlayan Armstrong, savaştan sonra Columbia Universitesi’ne dönerek, ünlü fizikçi ve mucit Michael Pupin’in asistanı oldu. Geliştirdiği devrelerin patent haklarını, Radio Corpora­tion of America (RCA), Westinghouse gibi dev kuruluşlara çok büyük para ve hisse senetleri karşılığında sattı ve 1920′lerde bu sektördeki üretim patlaması sırasında bir anda milyoner oldu. Bununla birlikte, Columbia Üniversitesi’nde Pupin’den devraldı­ğı profesörlük görevinden ayrılmadı ve patent haklarından kazandığı parayla, radyo yayınlarındaki istenmeyen gürültülerin (parazitlerin) önlenmesi konusundaki araş­tırmalarını Pupin ile birlikte sürdürdü.

Armstrong 1933′te, radyo yayınlarındaki gürültü sorununu çözmeyi amaçlayan dört devrenin patentini aldı. Bu devreler, verici­den alıcıya kadar yepyeni bir radyo sistemi­ni gündeme getirmişti. O güne değin bütün sistemlerde, sesi ya da müziği iletmek için radyo dalgalarının genliğini ya da gücünü değiştiren bir sistem (genlik modülasyonu/ AM) kullanılıyordu. Armstrong’un önerdiği yeni sistem ise, geniş bir frekans aralığındaki dalgaların frekanslarını (saniyedeki dalga sayısını) değiştirmeye dayanıyordu. Böylece, taşıyıcı dalganın genliğini rastgele değiştirerek yayında parazitlere neden olan elektrik fırtınaları gibi atmosfer olaylarından etkilenme­yecek bir taşıyıcı dalga yaratılabiliyordu. Sonuçta, frekans modülasyonunun (FM) geniş frekans aralığı, sesin doğal nitelikleri­ni bozmadan yayın yapmayı sağlayan ilk pratik yöntemin geliştirilmesine olanak ver­di. Ne var ki bu yeni sistem alıcı ve vericilerde temel değişiklikler yapılmasını gerektirdiğinden radyo sanayisinin pek ilgi­sini çekmedi. Armstrong, FM yayınının değerini kanıtlamak için, 1939′da ilk FM istasyonunu kendi olanaklarıyla ve 300 bin dolardan çok para harcayarak kurmak zo­runda kaldı. Sonraki yıllarda da bu sistemi geliştirmek için uğraştı ve II. Dünya Savaşı sonrasında FM sisteminin yaygınlaşmasını engellemeye yönelik girişimlere karşı savaş­mak zorunda kaldı. FM sistemi yavaş yavaş benimsendiği zaman da kendisini bitmez tükenmez bir patent davasının içinde buldu. Büyük ölçüde, FM için verdiği mücadele ve yaşlılık nedeniyle sağlığını yitiren Armstrong, 1954′te yaşamına kendi eliyle son verdi.

Geçen yıllar Armstrong’un bilim ve icatlar tarihindeki yerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı oldu. Bugün FM, radyo yayınların­da AM tekniğine tercih edilen yayın siste­mi, bütün televizyonlarda kullanımı zorunlu ses kanalı, taşınabilir radyolarda, mikrodalga rölelerinde, uzay ve uydu iletişiminde en çok kullanılan taşıyıcı ortamdır. Uluslarara­sı Telekomünikasyon Birliği, ölümünden sonra Armstrong’u Fransız fizikçi ve mate­matikçi André Marie Ampère, telefonun mucidi Alexander Graham Bell, elektrik fiziğinin öncülerinden İngiliz Michael Fara­day ve telsiz telgrafın geliştiricisi İtalyan Marconi gibi en büyük elektrik bilginlerin­den biri olarak kabul ettiğini bildirdi.



Guild Wars 8.yılını kutluyor!





Guild Wars 2 harika bir gidişat yakalamışken ilk Guild Wars çıkalı 8 sene oluyor. ArenaNet 8.yıl dönümünü 22 Nisan'dan 29 Nisan'a sürecek bir etkinlikle kutluyor.

Oyunun içinde ve gerçek dünyada gerçekleşecek olan etkinliklerle popüler MMORPG yeni yaşına girecekken, Guild Wars oyuncuları ArenaNet'in oyunlarına gösterdiği destekten oldukça memnun.


Star Trek'in ilk 30 dakikası yayımlandı! (Video)

Star Trek çılgınlarının merakla beklediği oyunu, 26 Nisan tarihinde bizlerle buluşacak. Hem aksiyon hem de TPS türünde piyasaya çıkacak ve PS3, Xbox 360, PC platformlarını şenlendirecek. Bütün bunları bir kenara bırakırsak, meraklılarını ekrana kitlemeye yetecek görüntülerin de yayımlanmasıyla manşetlere oturmayı hak ediyor. Açıkçası söz konusu Star Trek olduğunda işler biraz değişebiliyor. Bakalım Star Trek beklenen etkiyi yaratabilecek mi?





Kojima çoklu platforma geçti

Metal Gear Solid 5'in peşinden koşturan Hideo Kojima, Sony ve Sony formatlarıyla çok iyi bir geçmişi olduğunu belirtip Sony ile çalışacaklarını fakat oyunlarını tek platforma sıkıştırmak istemediğini açıklamıştı. Bu açıklamaların üzerine çoklu platforma geçeceğini söyleyen Kojima, tüm oyun piyasasını şaşırttı.

Kojima'nın Metal Gear Solid 5'te David Hayter ile çalışmayacak olması da geçtiğimiz haftalarda oldukça tepkiyle karşılanmıştı, çoklu platform açıklamasının üzerine Metal Gear Solid hayranları kazan kaldırırken, "Hideo Kojima işini bilir" diyoruz.


Ashes Cricket tekrar bizlerle (Video)

2009 yılından bilinen Ashes Cricket, yeniden bizlerle buluşmaya hazırlanıyor. 505 Games, Ashes Cricket 2013 adı altındaki oyununu duyurdu. PC, PS3, Xbox 360 ve Wii U platformunda piyasaya çıkacak. 21 Haziran tarihinde piyasaya çıkması beklenen Ashes Cricket, yeni videosunu da yayımladı.

İyi seyirler.





15 Nisan 2013 Pazartesi

Haftanın çılgın Dota 2 görüntüleri (Video)

Geçtiğimiz haftalarda Dota ve League of Legends arasındaki tartışma ciddi boyutlara ulaşmıştı. Oyunseverlerin her iki oyunu da kendi alanında değerlendirdiğini ve ikisinden de vazgeçemediğini varsayarsak, bu tartışmanın da bitmeyeceğini görüyor gibiyiz. Bütün bu "tartışma" konusunu bir kenara bırakırsak, haftanın Dota 2 videosu da yayımlanmışken, sizlerle paylaşalım dedik.

İşte Dota 2'nin son görüntüleri ve oyuncuların yeteneklerini sergileyen görüntülerden birkaç dakika sizlerle. İyi seyirler.




Ariston fantastik futbol ligi başlıyor!

Ariston Thermo Group’ un web sitesi olan  http://ariston.fantastikfutbol.com adresi üzerinden giriş yapabileceğiniz Ariston Fantastik Futbol Oyunu  transfer olanakları, puanlama tablosu, takım formasyonu gibi kurallarıyla size gerçek bir futbol ligi heyacanı yaşatacak. Ariston Fantastik Futbol oyununda kurduğunuz takımlar ve maç performansları Milliyet Gazetesi’nin spor editörleri tarafından değerlendirilerek puanlandırılacaktır. 18 yaşın altındaki tüm oyun kullanıcıları  arasında yapılacak çekiliş ile 50 adet 3 büyükler taraftar forması, 300 adet futbol topu kazanma şansı yakalayacağınız Ariston Fantastik Futbol Oyunu, sezon sonunda başarılı olan ilk 3 üyesini basın lansmanı ile tanıtarak  kupa merasimi ile ödüllendirecek. Asıl ödülün mücadele ederken  keyif alarak hoş bir vakit geçirmek olduğu Ariston Fantastik Futbol Oyun’unu  isteyen herkes keyifle oynayabilir.

Mickey'nin şatosu 23 sene sonra dönüyor! (Video)


1990 senesinde Sega Mega Drive için geliştirilmiş olan Castle of Illusion Starring Mickey Mouse oyunu tam 23 sene sonra oyuncularla tekrar buluşuyor. HD görsellerin yanı sıra tamamen baştan yapılan oyunda Mickey'nin sevdiceği Minnie'yi kötü cadı Mizrabel'den kurtarma çabasına tanık olacağız. Sega tarafından geliştirilen oyun PC, 360 ve PS3 için bu yaz dijital olarak piyasaya sürülecek. Videosu aşağıda. İyi seyirler!



Baba Yaga Nedir

Baba-Yaga, baba-jaga olarak da bilinir, Rus folklorunda, çoğunlukla çocuklardan seçtiği kurbanlarını kaçırdıktan sonra pişirip yiyen cadı kadın. Hayat suyunun aktığı çeşmelerin koruyucusu olan cadı, ormanda­ki kulübesinde (yine her birine Baba-Yaga denen) iki ya da üç kız kardeşiyle birlikte yaşar. Kuşların ayakları üzerinde durmadan dönen kulübesinin çevresinde, insan kafa taslarından yapılmış bir çit vardır. Bir demir kazana ya da havana binerek uçan Baba- Yaga’nın geçtiği yerlerde fırtınalar kopar. Gövdelerinden yeni ayrılan ruhları yutmak için çoğu kez Ölüm’le birlikte gezer.

Biyotit Nedir Özellikleri

Biyotit, karamika olarak da bilinir, mika grubundan bir silikat mineralidir. Doğada en yaygın olarak bulundukları yerler, başkala­şım (yöresel ve değme) kayaçları, pegmatit­ler ve granitler ile öteki iç volkanik kayaçlardır. Kimyasal formülü ve ayrıntılı fiziksel özelliklerine daha sonra değineceğiz. Biyotit potasyum, demir, alüminyum ya da magnezyum alüminosilikatlarının değişik oranlardaki karışımından oluşur. Bunlar: Anit, K2Fe6(Sİ6Aİ2O20)(OH)4; siderofillit, K2Fe5Al(Sİ5Aİ3O20)(OH)4;   eastonit, K2Mg5AL(Sİ5Aİ32û)(OH)4; ve flogopittir, K2Mg6(Sİ6Al2O20)(OH)4. Biyotit tek magnezyum-demir oranının 2:l’den daha az olduğu kabul edilir. Lepidomelan, zengin demir içerikli bir biyotit türüdür.

Hızlı Zayıflamanın Zararları

HIZLI ZAYIFLAMAK ZARARLIDIR
Yapılan araştırmalar göster­miştir ki haftada yarım, 1.1/2 kilodan fazla zayıflama hatalıdır. Haftada ya­rım kilo zayıflamak veya şişmanlamak için günde 500 ve haftada 3500 kalori fark gereklidir. 3500 kalorilik fark ya­rım kilo zayıflama veya şişmanlama demektir. Yani günde 2500 kaloriye ihtiyacı olan bir kimse 2000 kalori alır veya günde 500 kalori fazladan yaka­cak (egzersiz, yürüyüş) olursa 7 gün­de 3500 kalori eder ki, bu da haftada yarım kilo zayıflamak demektir. Hem 500 kalori eksik alır, hem de 500 ka­lori fazla yakarsa günde 1000 hafta­da 7000 kalori eder yani bu bir kilo za­yıflamak demektir. Haftada bir kilo ayda dört, senede 52 kilo eder ki, her çeşit şişmanlığa yeter de artar bile.



Bu kilo vermeyi hormonlarla, iş­tah kesici denen ilaçlarla ya da idrar söktürücü ilaçlarla suni olarak yaptı­ğınız zaman, sinir, hormon dengesi ve vücuttaki su, sodyum potasyum v.b. dengesi bozularak büyük felaketlere yol açabilirsiniz. Yıllardan beri zayıf­lama isteğinde olan fakat, zayıflaya- mayan insanlar kim bilir kaçıncı defa zayıflama kararı aldıkları için her de­fasında fevkalâde süratli bir şekilde za­yıflama arzusu ve psikolojisi içindedir­ler. Bir an önce zayıflamak onlar için dayanılmaz bir tutku haline gelir. Bu bakımdan sabırsızdırlar. Bu kadar ça­buk zayıflamanın ardından hemen da­ima perhizi terk gelir. Nispeten daha uzun süreli plana girmeyen hastanın zayıflama rejiminde başarılı olma­dığı açıktır.


Zayıflamak için önce insan kendi vücudunun ne kadar kalori sarfettiğini bilmelidir.
Her bünyenin kendine göre özel­liği olduğunu unutmadan ortalama ve herkeste ortak olan bazı rakamları bil­mek gerekir.
Ortalama her insan saatte kilo ba­şına bir kaloriye ihtiyaç duyar. Her in­san kilosunu günün 24 saati ile çarpar­sa, istirahat halinde ne kadar kalori­ye ihtiyacı olduğunu ortaya çıkarır. Örneğin 100 kg. bir insan kilosunu 24 ile çarparsa 24 saat içinde 2400 kaloriye ihtiyacı var demektir. Bir insan de­vamlı olarak istirahat halinde olmaya­cağına, günlük ufak tefek işleri ve ha­reketleri olacağına göre buna da 500 kalori ekleyecek olursak 100 kiloluk bir insan bir günde 2900 kalori harcar diyebiliriz. Bu insan 2900 kaloriden fazla gıda alacak olursa bunları yaka- mayacak, bunlar birikecek ve hasta şişmanlayacaktır. Daha az kalori alır­sa bu eksiği gidermek için vücudunda­ki depoları yakmaya başlayacak, böy­lece zayıflayacaktır.
Bütün kalori alışı ve harcanışı he­saplarına ve tıbbın bugünkü bilgileri­ne rağmen bu kitabı okuyup bitirdik­ten sonra her insan kendini tecrübe ile değerlendirmelidir. Hakikaten bazı bünyeler diğerlerine nazaran daha az kalori alıp, daha çok egzersiz yaptık­ları halde yine de aynı neticeyi alamaz­lar.
Modern tıp bilgisi artık kesin ola­rak kabul etmektedir ki, doğru ve sıh­hatli bir zayıflama, bir yandan alınan kalorinin kısıtlanması, bir yandan da yakmayı artıracak günlük faaliyetleri egzersiz ve yürüme şeklinde artırmakla mümkündür.

Yaşlılarda Kilo Alma ve Verme

YAŞ İLERLEDİKÇE VÜCUDUN YAKMA GÜCÜ AZALIR
İnsanlar 30′dan sonra yavaş yavaş gıdaları daha güç yakmaya başlarlar, 30′dan 70′e kadar bu yakma %5′ten <30′a kadar bir azalma gösterebilir. İnsanlar yaşlandıkça hem yakma güç­leri azalır, hem de daha bol ve daha çeşitli yemek yiyerek ve faaliyetlerini azaltarak daha fazla kalori aldıkları için, kolayca şişmanlarlar. Diğer in­sanlara göre zaten daha az yakan bir bünyeye sahip bir insanın biraz bol ye­mek yiyerek, biraz faaliyetlerini azal­tarak, biraz da yaşlanırsa kolayca şiş­manlayabileceği bu bilgilerden anlaşı­lır.



Hayat şartlarının nispeten daha iyiye doğru düzeldiği, daha iyi yemek yeme imkânlarının sağlandığı orta yaş­larda daha kolay ve daha iyi yemek ye­me alışkanlığı özellikle tatlılara düş­künlük, zayıflamayı önleyici ve şiş­manlamayı destekleyici unsurların başında gelir.

Pek çok şişman hasta, ekmek yi­yemediği zaman açlıktan el ve ayak­larının titrediğini, hiç bir iş yapama­dığını dehşetli güçsüz kaldığını haklı olarak iddia etmektedir. Bu söylenen­ler büyük ölçüde doğrudur. Bu bakım­dan daha önce yapılmış tecrübeler ve kalori kesmeler, hasta için ümit kırıcı birer hatıra olarak daima gözünün önündedir. İlmi çalışmalardan biliyo­ruz ki, uzun zaman bol karbonhidratlı yemek yiyenlerin pankreas bezleri da­ha çok insülin denen hormonu ifraz et­mektedir. Tabii bu çok uzun sürdüğü zaman pankreas yorularak insülin if­razını azaltmakta bu da şişmanlarda pek çok rastladığımız şeker hastalığı­nın ortaya çıkmasına sebep olmakta­dır. İşte bu bol karbonhidratlı yemek­lerin yarattığı insülün dengesizliği per­hizin ilk günleri akıllı bir şekilde tat­bik edilmeyecek olursa, hastada ter­leme, et titremeleri ve tahammülü im­kânsız açlık duygusuna neden olmak­tadır. Bundan ötürü zayıflamaya ka­rar verenler kendi akıllarına ya da komşudan duyduklarına göre değil, bu kitapçıkta belirtmeye çalıştığımız usullere mutlak surette uyarak zayıflamalıdırlar.
Bilhassa, açlığa dayanamayanlar gerekli kaloriye uygun gıdaları 4-5 öğünde taksim ederek yemeli ve baş­langıçta özellikle ilk 15 gün vücudu za­yıflatıcı kaloriye ininceye kadar gıda­larını giderek azaltmalıdır.

Henry Armstrong

Armstrong, Henry, asıl adı henry jack­son (d. 12 Aralık 1912, Columbus, Missis­sippi – ö. 24 Ekim 1988, Los Angeles, California, ABD), üç dünya şampiyonluğu unvanını birlikte taşımış olan tek profesyonel boksördür.
‘ 1929-32 arasında amatör olarak dövüştü. İlk yıllarda Melody Jackson adını kullandı. 29 Ekim 1937′de Petey Sarron’u altı raundda nakavt ederek tüy sıklet (57 kilo) şampiyonu oldu. 31 Mayıs 1938′de, Barney Ross’u hakem kararıyla yendi ve orta hafif sıklet (67 kilo) şampiyonluğunu aldı. Aynı yıl 17 Ağustos’ta Lou Ambers’i de hakem kararıyla yenerek hafif sıklet (61 kilo) şampiyonu unvanını kazandı. Tüy sıklet şampiyonluğunu, hiç maça çıkmadan 1938 sonlarında bıraktı. 22 Ağustos 1939′da Am­bers ile yaptığı 15 raundluk rövanş maçında hafif sıklet şampiyonluğunu kaybetti.



Armstrong, orta hafif sıklet şampiyonu olarak birçok maç yaptı. İki yılı aşkın bir süre içinde 19 kez bu unvanı korudu. 4 Ekim 1940′ta Fritzie Zivic’e 15 raund so­nunda sayıyla yenilince şampiyonluğu yitir­di. 17 Ocak 1941′deki rövanş karşılaşmasın­da Zivic’e 12. raundda nakavtla yenildi. 1 Mart 1940′ta New York eyaleti orta sıklet (72 kilo) şampiyonluğu için Ceferino Garcia’nın karşısına çıktı. Tartışmalı biçimde sonuçlanan bu maçta karar berabere olunca şampiyonluk unvanı Garcia’da kaldı.
Henry Armstrong 1945′te ringlere veda etti. Boks yaşamında 26 kez dünya şampiyonluğu maçına çıktı. 1931-45 arasında 175 karşılaşmanın 97′sini nakavtla kazandı. Zeki ve sürükleyici bir konuşmacıydı. Vaizliğe baş­layarak 1951′de Baptist papazı oldu.

Bethesda Skyrim'in fişini çekti

Bethesda 2006'dan beri geliştirdiği, çıkışından beri geçen bir buçuk sene içerisinde de DLC'ler ve yamalarla üzerine düştüğü Skyrim'e desteğini keseceğini açıkladı. "Her ne kadar ileriye bakıyor olsak da Skyrim'e ufak tefek güncellemeler yapmaya devam edeceğiz, oyuna o kadar kendimizden bir şeyler kattık ki tamamen veda etmemiz mümkün değil" ifadelerini kullanan Bethesda oyunculara desteği için teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.